A - B . KÖYLERİMİZ

  • SAYFAYA DÖN
  • ZİLE ' NİN SİTELERİ
ACIPINAR

İlçenin güney batısında yer alan Acıpmar Köyü, Acısu, Küplüce, Akkılıç, Şeyhköy-leriyle komşu olup, Çekerek ilçe sınırındadır, ilçeye uzaklığı 40 km. olan köyün yolunun 7 km.si stabilizedir. İsmini suyu acı (amonyaklı) olan bir çeşmeden aldığı sanılan köyün ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu belli değildir. 1985 yılında toprak kayması görülen köyün yayla ve mezrası yoktur. Yakınında iki Höyük bulunmaktadır. Geliri tarım ve hayvancılığa dayanan köyün, 6000 dekarı kıraç, 4000 dekarı sulanabilir arazisinde buğday, arpa ve baklagiller en fazla yetiştirilen ürünlerdir. 90 traktör bulunan köyden kentlere büyük bir göç olayına rastlanılmaktatır. 1150 büyükbaş, 1800 civarında küçükbaş hayvan mevcuttur. Arıcılık yapanlara da rastlanılmaktadır. Camii, okulu, sağlıkevi, Tarım Kredi Kooperatifi, Tüketim Kooperatifi bulunur, köy merkezine 5 km. mesafede bulunan bir çeşme suyunun sarılık hastalığına iyi geldiği ve birçok hastanın bu sudan içerek sağlığına kavuştuğu söylenmektedir. Son yıllarda nüfus planlamasına uyanların sayısında artış görülmekte olup, sağlık sorunları ilçede çözümlenmektedir. Köyde halk tarafından ziyaret edilen ve adak kurbanları kesilen iki ziyaret yeri vardır. Köyün mezarlığı mezar taşları ve bu taşlardaki işlemeler dikkati çekmektedir. Köyde yöresel kıyafetler giyilmektedir. Akraba ilişkileri iyidir. Az da olsa kız kaçırma olayı görülmektedir. Kan davası ve diğer anlaşmazlıklar yoktur


ACISU

İlçenin güney batısında yer alan Acısu Köyü, Akçakeçili, Küplüce, Akkılıç, Acıpmar köyleri ile komşudur. Köydeki menba sularının içildiğinde acı bir tat bırakması nedeniyle köye Acısu denildiği sanılmaktadır. Köyün ilçeye uzaklığı 34 km. olup, Zile-Yozgat anayolu güzergahından ayrılan 2 km.lik kısmı stabilizedir. Eğitim-öğretime 1954 yılında başlanan köyde 1985 yılında yapılan iki katlı yeni bir ilkokul, 700 büyükbaş, 500 küçükbaş hayvan bulunan köyde az da olsa arıcılık yapılmaktadır. Sulak arazisi az olup, 10.000 dekar arazide şeker pancarı, ayçiçeği, buğday, arpa, baklagiller yetiştirilmektedir. Nüfus planlaması uygulanmayan köyde genel olarak erkek çocuklara Bektaş kızlara ise Endam ismi konulmaktadır. Köy kadınları Üç peşli ismi verilen giysiler giymektedirler. Halen Acısu'da Kıbrıs Harekatına katılan bir gazi bulunmaktadır.

AĞCAKEÇİLİ

Zile-Çekerek karayolu üzerinde bulunan Akçakeçili köyü, Acısu, Küplüce, Salur, Reşadiye, Büyüközlü ve Yapalak köyleri ile komşudur, ilçeye uzaklığı 27 km. dir. Aşağı yukarı mahalle olarak iki bölümden oluşan köyün tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Anlatıldığına göre köyde yaşayan Kara Haliller, Kara-üşükler, Daracılar ve Yakup-oğulları ailelerinin her biri çevrede bulunan Hacıköy, Örenler, adları ile anılan eski yerleşim yerlerinden gelerek önceleri hayvanlarını kışlattıkları aşağı mahallenin bulunduğu yere sürekli olarak yerleşmişlerdir. Köyün adının çok sayıda besledikleri beyaz "ak" keçiden ileri geldiği bu nedenle de köye Akçakeçililer dendiği söylenmektedir. Kurulduğu alan engebeli bir coğrafi yapıya sahiptir. Köyde tarım ve hayvancılık yapılmaktadır. 1400 dekarı sulak 1700 dekarı kıraç olan arazisinde buğday, arpa, mercimek, nohut, şeker pancarı, ayçiçeği yetiştirilmektedir. Köyün arazisi içinden geçen Çekerek Irmağından sulamada kısmen faydalanılmaktadır. 730 büyükbaş ve az sayıda küçükbaş hayvan mevcuttur. Son yıllarda arıcılıkla uğraşanların sayısı giderek artmaktadır. Eğitim-öğretime 1945 yılında geçici bir binada başlayan köye Devlet-Vatandaş işbirliği ile 1985 yılında 3 derslikli okul 2 lojman yapılmıştır. 1986 yılında ise yukarı mahalleye 2 derslikli bir okul ile 1 lojman yapılmasıyla iki okulu bulunan ender köylerimizden biri olmuştur. Halen 20 öğrencisi aşağı mahallede olmak üzere okulun 70 öğrencisi mevcuttur. Okur-yazar oranı %95'dir. Okulu, sağlıkevi, tarım kredi kooperatifi ve bulunmaktadır. Köyde 4 tane Kore Gazisi yaşamaktadır. 1939 yılında deprem ve sel felaketine maruz kalan Akçakeçili'de cekete-sakı, gömleğe-göynek tabirleri kullanılır. Sınır söken kişi toplumdan dışlanır. Köy yakınında Şıh Ali Baba denilen bir ziyaret vardır. Ali Baba'nın bir bektaşi emiri olduğu söylenir. Burada yağmur duası yapılır.

AĞILCIK

rivayete göre resmi olmamakla birlikte 1800 yıllara kadar tarihi gidiyor köyün yeri önceleri yayla gibi bir şeymiş daha sonra ları ovaların ozamanki şartlarına göre çifçiliği zor olduğundan dolayı ormanlık alanları vatandaşa daha cazip gelmiş ve kalıcı yerleşim yeri olarak kullanılmaya başlanmş.eskilerin anlatması bu bir başka rivayete göre ağılcık köyü halkı o zaman lar 4 ve 10 hane gibi bir göçebe yani yörük bunlar daha önce amasyanın şeyler köyü denilen bi köyde yerleşmeye karar vermişler ama köyün sahibi olduğundan dolayı nasıl bir sahibi bilemiyoruz orada barınamamışlar çeşitli yerlerden şimdiki ağılcık köyü ne gelmişler ve burda sabit ne zaman dan beri burdalar bilinmiyor gö göz varmış tek hane bu vatandaş reçberlik ve hayvancılıkla uğraşırmış gerçi şimdi 2008 yine aynı hayvancılık ve tarımla ugraşılıyor.bu son anlattığım rivayeti bizzat işittim 2008/10 ay anlatan şahıs 85 yaşlarında ve diyorki ben bu köyün kuruluşunu bilmiyorum dedemde dedemin babasıda bilmiyormuş diyor. ben bu konuları sadece duyum ve var sayımlarla yazıyorum dahası nı bilen varsa lütfen düzeltsin bu makaleyi yazmamdaki sebep ağılcık köylü olarak bi parçada olsa gelecek nesile bir parça ışık tutmak
ağılcık köyü kültürü bir çok anadolu kültürüyle uyum sağlamaktadır ayrıca her hangi özel bir yemeği ve kültürü yoktur anlayacağınız ağılcık köyüne gittiğiniz zaman yabancılık çekmeyeceğinizi taahhüt ederim

Tokat iline 104 km, Zile ilçesine 37 km uzaklıktadır. YOLLARI iğdir nahiyesine kadar asfalt ve geri kalan 5 km bölüm toprak yoldur.
Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.
Yıllara göre köy nüfus verileri
2000- 418
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
2004 - Yahya Aydın
Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesivardır ancak suyu yetersiz olduğundan kısıtlı olarak su bırakılabilmektedir. ve kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol zileden iğdir köyüne kadar asfalt olup iğdir ile ağılcık arası karayoldur köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

AKDOĞAN


İlçenin batısında yer alan Akdoğan Köyü, Büyükkarayün, Akgüller, Yalnızköy, Kepez ve Palanlı köyleri ile komşu olup, ilçeye 10 km. uzaklıktadır. Eski adı Arapoğlu olan köyün 200 yıl kadar önce köydeki BABÜR soyadlı ailenin ileri gelenleri tarafından kurulduğu söylenmektedir. 24 haneden ibaret olan köyde evler genelde kerpiçten yapılmıştır. Eğitim ve öğretim 1965 yılında köylülerce yapılmış olan okulda sürdürülmektedir. İlkokulu ve camiisi bulunan köyde, geliri tarım ve hayvancılığa dayanan köyde, 1500 dekar kıraç, 500 dekar sulak arazide arpa, buğday, nohut, mercimek, fiğ ve şeker pancarı gibi ürünler yetiştirilmektedir. Halen 16 traktör vardır. 180 büyükbaş, 80 küçükbaş hayvan mevcut olan köyde hayvan besiciliğinin yanısıra arıcılık yapan ailelere de rastlanmaktadır. Akraba evliliğinin yaygın olduğu ve kız istemenin görücü usulü ile yapıldığı köyde davul zurna ile yapılan düğünlerde ençok simsim oyunu oynanır. Halk salı günü ile baykuşun uğursuzluğuna inanmaktadır

AKGÜLLER


Eski adı "Çokça Abdal" olan Akgüller Köyü adını rivayete göre; Hacı Bektaşi Veli'nin müritlerinden olan Kaygusuz Abdal'dan almıştır. Kaygusuz Abdal'ın mezarının köy yakınlarında olduğu söylenmektedir. Zile'ye hakim bir dağın yamacında bulunan Akgüller Köyü ilçeye 11 km. mesafede olup, rakımı 800 metredir. 1990 nüfus sayımına göre 38 haneden ibaret olan köyde 193 kişi yaşamaktadır. Geliri tarım ve hayvancılığa dayanan köyün 3000 dekar arazisinin tamamı kıraçtır. Tarımda fenni ve çiftlik gübresinin yanında ilaçlamada yapılır. 1969 yılından beri eğitim ve öğretim yapılmakta olan okulun iki dersliği ve bir lojmanı vardır. Köyde okuma-yazma oranı %90'dır. Otomatik telefonu, elektriği bulunan köyde ulaşım, özellikle kış aylarında güçlükle yapılmaktadır. Sağlıkla ilgili problemler ilçede çözümlenmektedir. Hamur Kesen, Yağmur Dede, ve Kaygusuz Abdal isimli ziyaret yerleri bulunan Akgüller'de akraba evlilikleri görülmektedir.


AKKILIÇ


İlçenin güney batısında bulunan Akkılıç Köyü, Acı-pınar, Küplüce, Turgutalp köyleri ile komşu olup, Çekerek ilçe sınırındadır. Asıl adı Kuldan olan köyün 300 yıl önce kurulduğu söylenmekte fakat kimler tarafından kurulduğu bilinmemektedir. Sel tehlikesi nedeniyle yerleşim yeri değişmiş olan köy bugünkü yere taşınmıştır, ilçeye 38 km. uzaklıkta olan köy yolunun Ankara asfaltından ayrılan 3 km.si stabilizedir. Köy 52 haneden ibaret olup, okur-yazar oranı %85'dir. 4000 dekarı kıraç, 200 dekarı sulanabilen arazide arpa, buğday, nohut, mercimek, fiğ gibi ürünlerle az miktarda da şeker pancarı ile soğan üretilmektedir. Sulama suyu Çekerek suyundan motopomlarla temin edilmektedir. Köyde 250 büyükbaş, 600 küçükbaş hayvan bulunmaktadır. 4 İstiklâl gazisi bulunan köyde, evlere üzellik, hayvan boynuzu asılması, ev yapılırken kurban kesilmesi adettendir. 200 yıl önce yapıldığı söylenen bir camii okul otomatik telefon ve elektrik mevcut olan köyde halk içme suyu ihtiyacını umumi çeşmelerden temin etmektedir. Akraba ilişkilerinin iyi olduğu köyde akraba evlilikleri yapılmasına rağmen, uzun süre dargınlıklara yol açan kız kaçırma olaylarına az da olsa rastlanmaktadır. Yörede tavşan, tilki, keklik, bıldırcın gibi av hayvanları bulunmaktadır. Halk arasında kavak yaprağının tepeden dökülmesi ile kuşburnunun bol olması o yıl kışın erken geleceğine ve soğuk geçeceğine işaret sayılırken, baykuşun bir ev üzerinde ötmesi o ev halkının bir felakete uğrayacağının belirtisi olarak kabul edilir. Köyün batısında eski çağlardan kaldığı tahmin edilen bir kale harabesinin varlığı görülmektedir. Sarılık hastalığına iyi geldiğine inanılan su kaynağına çevre köylerden, bu hastalığa yakalanmış kimselerin tedavi için geldiği ve sonuçta şifa buldukları söylenmektedir.


ALAYURT


ilçenin güneyinde bulunan Alayurt Köyü, Üyük, Belkaya, Taşkıran köyleri ve Yıldıztepe Kasabası ile komşudur. Yolunun 19 km. si asfalt, 5 km si stabilize olan köyün ilçe ile ulaşımı taksi ve traktörlerle yapılmaktadır. Köyün ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemekle beraber bugünkü köyün yakınlarına gelip yerleşen 5-10 arap ailenin çevre köylerce rahatsız edilmeleri üzerine bu ailelerin ıssız ve ormanlık olan bugünkü yere gelip yerleştikleri rivayet edilmektedir. Arap olduğu söylenen bu ailelerden dolayı köyün adına Araplar dendiği sanılmaktadır. Daha sonra köyün ismi Alayurt olarak değiştirilmiştir. 112 haneden ibaret olan köyde, 8000 dekarı kıraç olan köy arazisinin, 3000 dekarı, köye 6 km. uzaklıktaki Yıldıztepe Göletinden motopomplarla sulanmaktadır. Köy arazisinde şeker pancarı, ayçiçeği, buğday, arpa, nohut, mercimek gibi ürünler yetiştirilmektedir. Köyde 95 traktör mevcuttur. 300 büyükbaş, 900 küçükbaş hayvan mevcut olan köyde besicilik yaygındır. Eğitim-öğretime 1943 yılında geçici bir binada başlanan köye 1962 yılında Devlet tarafından 3 derslikli 2 lojmanlı okul yapılmıştır. Okulda 52 öğrenci öğrenim görmekte olup, okur-yazar oranı %95'dir. Eğitim öğretime çok önem verilen köyde yüksek tahsil yapan 25 kişinin yanında devletin çeşitli kademelerinde çalışan birçok memur bulunmaktadır. Köy kahvesinde kurulan kitaplığa günlük gazete gelmektedir. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından değişik tarihlerde biçki-dikiş, halıcılık ve marangozluk kursları açılmıştır. Çamlık ismiyle anılan mevkiide evliya olduğu söylenmekte ve köy halkı tarafından ziyaret edilerek adak kurbanları kesilmektedir.Çiftçiliğin kutsallığına inanılır. Yeni yapılan evlere nazar değmemesi için üzellik, nal, boynuz asılır. Boyacılık, duvar ustalığı, marangozluk gibi meslekler yaygındır. Eski bir camii, köy konağı, sağlık evi, otomatik telefonu, elektriği bulunan köyde içme suyu şebeke sistemlidir. Muskacının, üfürükçünün ve geleneksel ilkel yöntemlerin rağbet görmediği köyde hastalık halinde tıbbi yöntemlere başvurulur, nüfus planlamasına uyulur. Yaygın olmamakla beraber akraba evliliği görülen köyde, birden fazla evliliğe kız kaçırma olayına ve kan davasına rastlanılmaz. 1851-1914 yılları arasında bu köyde yaşamış GÜLAM HAYDAR ile 1890-1953 yılları arasında yaşamış kızı ZİKRİYE (Cemal Ana) isimli halk şairlerinin tasavvuf! şiirleri köy halkı tarafından ezbere bilinmektedir.


ALIÇÖZÜ


İlçenin güneyinde yer alan Alıçözü Köyü, Boldacı, Kızılca, Küçüközlü, Üçkaya köyleri ile Yalınyazı Kasabasına komşu olup, Çekerek ilçe sınırındadır. İlçeye uzaklığı 37 km. olan köyün yolunun 30 km. si asfalt 7 km.si stabilizedir. Köye ait otobüs ve minibüslerle her mevsim ulaşım yapılabilmektedir. Bir dağın eteğinde kurulmuş olan köyün adının nereden geldiği bilinmemekle beraber çevrede bol miktarda bulunan Alıç ağaçlarından bu adı aldığı sanılmaktadır. İlk ismi Kasım olan köyün Kasım isimli biri tarafından kurulduğu söylenmektedir. 133 haneden ibaret olan köyde, geliri genellikle tarıma dayalı olmakla birlikte ihtiyacı karşılayacak kadar hayvancılık yapılır. 5000 dekar arazinin ancak 500 dekarı kuyu suyu ile sulanabilir durumdadır. Buğday, şeker pancarı, arpa, yulaf, fiğ, nohut yetiştirilen Alıçözü'nde ekilebilen arazinin yetersiz kalması sonucu Zile, Kırıkkale, Ankara ve İstanbul'a göç olayları görülmektedir. Köyde 1943 yılında geçici bir binada başlayan eğitim-öğre-tim, 1974 yılında Devlet tarafından yapılan 5 derslikli lojmansız yeni bir binada sürdürülmektedir. Okulunda 69 öğrenci bulunan köyde okur-yazar oranı %95'dir. Okumaya karşı ilgilinin fazla olduğu köyde ilkokuldan sonra öğrenime devam edenlerin sayısı yüksektir. Orta ve yüksek öğrenim yapanların sayısı 100 civarındadır. Okuma-yazma kursu açılmış ve katılma oranı yüksek olmuştur. 1985 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılan Sağlıkevi, bulunmaktadır.Köyde nüfus planlaması titizlikle uygulanmakta olup, tedavide tıbbi yöntemlere başvurulmaktadır. Doğumların tamamı köydeki Sağlıkevinde görevli ebe tarafından yaptırılmaktadır. Çaldede, Çamlıdede, Arapdede adlı ziyaret yerleri bulunmakta olup, bunlarla ilgili anlatılan bir efsaneye rastlanılmamıştır. Evlerde üzellik ve geyik boynuzu gibi uğur getirdiğine inanılan şeyler asılması adettendir. Çobanlar kaybolan hayvanlarının kurtlar tarafından yenmemesi için dua okutarak kurt ağzı bağlanması diye bir inanışa inanırlar. Yeni yapılan evi görmeye gidenler genelde yiyecek maddesi götürürler. Akraba evliliği yok denecek kadar az olan köyde birden fazla evliliğe, kız kaçırma olayına ve kan davasına rastlanılmaz. Köyde demircilik, kaynakçılık, duvar ustalığı gibi meslekler yaygın olarak görülür.


ALİBAĞI


İlçenin güney doğusunda bulunan Alibağı Köyü, Belpınar, Çakırcalı, Binbaşıoğlu köyleri ve Güzelbeyli Kasabası ile komşudur. Çevresi ormanlık olan köyün Karapınar ve Kozpınar yaylaları çevrede zengin kaynak suları ile tanınmaktadır. Kimler tarafından kurulduğu kesin olarak bilinmeyen köy, ilçeye 30 km. uzaklıktadır. Yüksek ve dik bir yamaçta kurulmuş olan köyün Zile-Artova asfaltından ayrılan 2 km'lik toprak bölümünde kışın ulaşım güçlükle yapılabilmektedir. Demir yolu istasyonu köye 6 km. mesafededir.52 haneden ibaret olan köyde 288 kişi yaşamaktadır. Geliri tarıma dayanan köyün tamamı kıraç olan 1000 dekar arazisinde, buğday, arpa, mercimek, nohut ve fiğ yetiştirilmektedir. 23 traktör bulunan köyde 175 büyükbaş, 200 küçükbaş hayvan mevcuttur. Ekilebilir arazi yetersiz olduğundan kadınlar çevredeki ova köylere tarım işçiliğine gitmekte, erkeklerden ise Nevşehir, İstanbul ve İzmir'e işçi olarak gidenlere rastlanılmaktadır. Arazinin verimsiz ve yetersiz olmasından dolayı köyden kentlere göç olayı görülmektedir. 1969 yılında köylü tarafından yapılan 2 derslikli ilkokul ahşap olup, lojmanı bulunmamaktadır. Halen okulda 40 öğrenci bulunan köyde okur-yazar oranı %80'dir. Köy halkının eğitim ve öğretime karşı ilgisi iyidir. Okulu, elektriği, telefonu bulunan köyde içme suyu ihtiyacı mevcut birkaç çeşmeden sağlanmaktadır. Sağlık sorunlarını ilçede çözümleyen köy halkı arasında ulaşım güçlüğü nedeniyle ilkel yöntemlere başvuranlara da rastlanılmaktadır. Son yıllarda nüfus planlamasına uyanların sayısında artış görülmektedir. Genelde kerpiç-ahşap karışımı olan köydeki evlerin ilk yapılışında temeline kurban kesilir. Çatı katına ulaşınca, çatıya dikilen bir direğe köyde bulunan her aile tarafından ayrı ayrı bir veya iki metre uzunluğundaki patiska bağlanarak, evin kazasız belasız tamamlandığı ifade edilir. Daha sonra eve hayırlı olsun demeye gelenler dayanıklılık ve süreklilik ifadesi olarak bakır kablar getirirler. Evlerde banyo bulunmaz. İki köyün ortak malı olan yunakda banyo yapılmaktadır. Akrabalar arası ilişkiler güçlü olan köyde akraba evliliği yapılır. Birden fazla evlilik hoş karşılanmaz. Kan davası yoktur. Ali, Hasan, Hüseyin,Cafer, Sadık, ibrahim, Bektaş, isimleri yaygındır. Cuma günleri iş yapmanın günah olacağına inanılır. Çiftçilik kutsal sayılır. İlkbaharda bütün köy halkının belirlediği bir günde kurban kesilen eğlence düzenlenen Zeyve ve Hoca Beden ziyaret yerleri kutsal sayılır. Hoca Beden denilen ziyaret yerinde Peygamber sülalesinden bir zatın yattığına inanılmaktadır. Çocuğu olmayanlar, hastalığına şifa arayanlar ve zenginlik isteyenler burayı ziyaret ederek kurban keser, ağaçlara bez bağlayıp dilek tutarlar. Zeyve'yi ziyaret edenler ise kaybettikleri para ve hayvanlarının bulunacağına inanırlar. Köy yakınlarında, bugün ölülerin defnedilmediği, yöreye ilk yerleşen Türklere ait olduğu sanılan ve Tokat Müze yetkililerince kazı yasağı konan bir mezarlık mevcuttur.


ALİHOCA


İsmini Ali Hoca adındaki ermiş bir kişiden aldığı sanılan köyün, kimler tarafından kurulduğu bilinmemekle beraber, Galtolar lakabı ile tanınan ailenin köye ilk yerleşenler olduğu söylenmektedir. İdari yönden daha önce iğdir Nahiyesine bağlı olan Alihoca Köyü şimdi ilçe-merkezine bağlıdır. İlçeye uzaklığı 30 km'dir. 1990 nüfus sayımına göre 102 haneden ibaret olan köyde 528 kişi yaşamaktadır. Köyün geliri tarım ve hayvancılığa dayanmakla birlikte,3000 dekar arazinin tamamına yakını kıraçtır. Bu nedenle köyden kentlere yoğun bir göç olayı görülmektedir. Köyde 1946 yılından beri eğitim ve öğretim yapılmaktadır. 1982 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile 3 derslikli 2 lojmanlı yeni bir okul yapılmıştır. Halen öğrence sayısı 66 olup, köyün okuma-yazma oranı % 85 dolayındadır. Sağlık sorunları Zile ve Çekerek'de çözümlenmesine rağmen az da olsa geleneksel yöntemlerde başvurulduğu görülmektedir. Kutsal sayılan Yeşilkanat ve Ali Hoca adındaki yerler halk tarafından ziyaret edilerek adak kurbanları kesilir. Kuşlardan ala karga ve baykuşun uğursuz sayıldığı köyde kekliğin çok olması kışın sert geçeceğine işaret olarak kabul edilir.


ARMUTALAN

Armutalan Köyünün 1695 yılında Bozkurt Mehmet ailesi tarafından kurulduğu, adını da çevrede bol bulunan yabani armutlardan aldığı söylenmektedir. İlçenin doğusunda bulunan Armutalan köyü, Elmacık, Çapak, Çakırçalı köyleri ile komşudur, ilçeye 22 km. mesafededir. 34 haneden ibaret olan köyde, devlet-vatandaş işbirliği ile 1 lojmanlı 2 derslikli olarak yapılan okulda öğretime 1985 yılında başlanılmıştır. Okur-yazar oranı % 50 olan köyde ilköğretimden sonra eğitime devam eden hemen hemen yoktur. Tamamı kıraç 960 dekar arazide buğday, arpa, ve baklagiller yetiştirilmektedir. 160 büyükbaş, 92 küçükbaş hayvan mevcuttur. Arıcılık az da olsa yapılmaktadır. Hasat mevsimi dışında mevsimlik işçilik için çevre il ve ilçelere göç yaygındır. Okulu, otomatik telefonu, elektriği bulunan köyde içme suyu ihtiyacı umumi çeşmelerden temin edilmektedir. Akraba evliliğinin sık yapıldığı ve kız kaçırmanın yaygın olduğu köyde, tavşanını uğursuzluğuna, leylek erken gelirse yazın kurak geçeceğine inanılır. Köy kadınları çuha, kuşak, dolak adını verdikleri ve kendi ürettikleri işlemeli, örgülü, saçaklı giysiler giyerler.


AYVALI


İlçenin en uzak köylerinden olan Ayvalı Köyü, Çayıroluğu, Uzunöz, Yücepınar, Köylüürünü köyleriyle komşu olup, Amasya il sınırındadır. 50 km. uzaklıkta ve yerleşim yeri çok yüksek olan Ayvalı Köyünün Ekşi Elma ve Çevt isimli iki yaylası vardır. Köyün adının nereden geldiği bilinmemekle birlikte yaklaşık 300 yıl önce Abdullah Bey, Davutoğlu, Musa Başoğlu, Hüseyinbey, Seymen Ahmet, Caferoğlu ve Rızvanoğlu aileleri tarafından kurulduğu söylenmektedir. 170 haneden ibaret olan köyde, ormanlık bir alana kurulmuş olmasına rağmen köyün geliri tarım ve hayvancılığa dayanır. 3000 dekar arazisinin 600 dekarı motopompla sulanabilen köy arazisinin yetersizliği nedeniyle çevre il ve ilçelere mevsimlik işçi olarak gidenlere rastlanılmaktadır. 1000 büyükbaş, 1500 küçükbaş hayvan mevcuttur. Köyün ormanlık ve dağlık bölgelerinde keklik, tavşan, bıldırcın, tilki, kurt, yaban domuzu ve çakal bulunmaktadır. ilkokulu 1965 yılında yapılan köye 1982 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile 3 derslikli yeni bir okul inşa edilmiştir. Okulda halen 140 öğrenci kayıtlıdır. Okuma-yazma oranı % 40 olan köyde yüksek öğrenime devam eden öğrenci yoktur. Camii bulunmaktadır. Çocuk doğumları genel olarak ilkel yöntemlerle yaptırılır. Çok ağır hastalıklarda doktora gidilir. Köyde Ellez Dede isimli bir ziyaret yeri bulunmaktadır. Ticari amacı olmayan bazı küçük el sanatları halen devam etmekte olup, kadınlar tarafından keçi kılından kilim, yün çorap, eldiven örüldüğü çeşitli süs ve giyim eşyalarının yapıldığı görülmektedir. Köyde iki Kore, bir Kıbrıs Gazisi bulunmaktadır.


BAĞLARPINARI


İlçenin doğusunda, Zile-Turhal karayolunun 10. km'-sinde dağ yamacında kurulmuştur. Köyün doğusu, kuzeyi ve güney doğusunda Turhal ilçesinin Ayranpınar, Hamidiye ve Kuşoturağı köyleri, batı ve güney batısında ilçeye bağlı Ede ve Kırlar köyü bulunmaktadır. Kesin tarihi belli olmamakla beraber köy halkının Kafkasya'dan göç ettiği bilinmektedir. 1990 nüfus sayımına göre 50 haneden ibaret olan köyde 160 kişi yaşamaktadır. Okur-yazar oranı % 98'dir. Yüksek tahsil yapan pek çok kişi bulunmaktadır. Köyün 1500 dekarı kıraç, 2000 dekarı sulu arazisinde şeker pancarı, ayçiçeği, buğday, arpa ve baklagiller yetiştirilmektedir. 100 büyükbaş, 200 küçükbaş hayvan bulunan köyde azda olsa arıcılık yapanlara rastlanılmaktadır. Köyün camii, okulu olup, içme suyu umumi çeşmelerden temin edilmektedir. Diğer yöre köylerine kıyasla evlenme yaşının 20-30 olduğu köyün düğünlerinde akardiyon eşliğinde bekar kız ve erkeklerin kolkola verip karşı karşıya Kafkas halk oyunları oynamaları yaygındır. Evlerde Kafkasya'dan gelen eşya ve motifler dikkati çekmektedir. Bu köyümüze has "Çerkez pidesi" ismiyle anılan yemek meşhurdur.


BAYIRKÖY


Meyilli bir arazi üzerinde kurulduğu için bu ismi aldığı sanılan köyün ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu belli değildir. İlk kuruluş yeri yayla olarak kullanılan kışla mevkii iken, bu yerde sineğin bol olmasından dolayı şimdiki yerin yerleşime daha uygun bulunduğu ve buraya yerleşildiği söylenilmektedir. ilçenin kuzeyinde bulunan Bayır Köyü, Yünlü, Derebaşı, Olukman ve merkez ilçeye komşudur, ilçeye 6 km. mesafededir.45 haneden oluşan köyde okuma-yazma oranı %90'dır. Eğitim ve öğretim, 1967 yılında 1 dersaneli 1 lojmanlı Devlet tarafından yaptırılan ilkokulda devam etmektedir. 2500 dekar kıraç ve 1000 dekar sulu alanda arpa, buğday, mercimek, nohut ve şeker pancarı yetiştirilmektedir. Arazisinin verimsiz olması nedeniyle hayvancılık gelişmiştir. 280 büyükbaş, 850 küçükbaş hayvan beslenmektedir. Arıcılık son yıllarda modern usullerle yapılmaya başlanmıştır. 2 camii, okulu, elekriği, otomatik telefonu mevcut olan köyde içme suyu umumi çeşmelerden sağlanmaktadır. Akraba evliliği ve kız kaçırma olaylarının olmadığı köyde özürlü insana rastlanmaz.


BELKAYA


ilçenin güneyinde meyilli bir arazide kurulan Bel-kaya Köyü, Alayurt, Taşkıran, Osmanpınarı, Güngörmez köyleri ve Yıldıztepe Kasabası ile komşudur. Kayabaşı ve Kocaömerin yaylası isimli iki yaylası bulunan köyün ilçeye uzaklığı 17 km olup, rakımı 735 dir. Adını kuzey tarafındaki kayadan aldığı sanılan köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, köye ilk yerleşenlerin Özgan ailesi olduğu söylenmektedir. 1990nüfus sayımına göre 60 haneden ibaret olan köyde 555 kişi yaşamaktadır. Okulu 1967 yılında yapılan köye 1985 yılında üç derslikli üç lojmanlı yeni bir okul daha yapılmıştır. Öğrenci sayısı 78 olup, köydeki okuma-yazma oranı % 86'dır. Geliri tarım ve hayvancılığa dayanan ve buğday , arpa, mercimek, nohut, şeker pancarı yetiştirilen köy arazisinin henüz 2100 dekarı sulanabilmektedir. Yaylacılık, besicilik, arıcılık yapılan köyde kampanya işçisi olarak Turhal Şeker Fabrikasında çalışanlar da vardır. Her evde bir traktör bulunmaktadır. Camii, okulu, elektriği ve telefonu bulunan köyde içme suyu şebeke sistemlidir. Köyde kız istemeye giderken bir bohça "Çıkı" denilen hediye paketinin kız evine götürülmesi adettendir. Şayet kız evi bohçayı geri göndermezse kızı verecek demektir. Çevrede sığırcığın çok olması o yıl çekirge olacağının bir işareti sayılır.


BELPINAR


Belpınar, bel (yamaç), üzerinde pınar anlamına gelir. (Köyün isminin buradan geldiği sanılmaktadır.) İlçenin güneyinde bulunan Belpınar Köyü, Alibağı, Çeltek, Derbent köyleri ile Güzelbeyli Kasabasına komşudur. Ne zaman kurulduğu belli olmamasına rağmen Cemal ailesi, Keleşoğlu, Uzunoğlu ailelerinin ilk yerleşenler olduğu söylenmektedir. Dağlık bir alanda kurulmuş olan köy 2.5 km.si stabilize kalanı asfalt 22 km lik bir yolla ilçeye bağlıdır. 45 haneden ibaret olan köyde, okur-yazar oranı % 90'dır. 1950 yılında geçici bir binada başlayan eğitim ve öğretime, 1970 yılında Devlet tarafından yaptırılan 2 derslikli 2 lojmanlı ilkokulda 30 öğrenci ile devam edilmektedir. Köyün 3500 dekarı kıraç, 500 dekarı sulak arazisinde buğday, arpa baklagiller ayçiçeği, şeker pancarı yetiştirilmektedir. Köyde 200 büyükbaş, 300 küçükbaş hayvan mevcuttur. Okulu, köy konağı ve sağlık evi vardır. Halk arasında ölen hayvanların anasını yaşatmak için boynuzlarını eve asmak, askere gidenlerin yediği ekmeklerin bir parçasını askerden dönene kadar bekletme adetleri mevcuttur. Köyde bir Kıbrıs Gazisi yaşamaktadır.


BİNBAŞIOĞLU


İlçenin güneyinde bir dağ yamacında bulunan Binbaşıoğlu Kışlası Köyü, Karakuzu, Gölcük köyleri ile Güzelbeyli Kasabasına komşudur. İlçeye 2 km.si stabilize kalanı asfalt 22 km. mesafededir. Daha önce bir Binbaşının çiftliği olduğu için bu ismi aldığı sanılan köyün 1940 yılında Aydın ilinden gelen ve ismini de geldiği yerden alan Aydın ailesi tarafından kurulduğu söylenmektedir. 40 haneden ibaret olan köyde 322 kişi yaşamaktadır.Eğitime 1979 yılında başlanan köyde, okul binası 1984 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile yapılmıştır. Okuma-yazma oranı % 'dir. Köyün 1500 dekar arazisinin 1200 dekarı kıraçtır. Buğday, arpa ve baklagiller ençok yetiştirilen ürünler olup, sulanabilir 300 dekar arazide şeker pancarı ve ayçiçeği yetiştirilmektedir. Köyde 180 büyükbaş, 250 küçükbaş hayvan mevcuttur. Çevrede süt mamullerini en iyi üreten köy olarak tanınmaktadır. Camii, okulu, otomatik telefonu ve elektriği mevcut olan köyde içme suyu umumi çeşmelerden temin edilmektedir. Köy arazisinde bulunan ve Helenistik çağa ait olduğu söylenen paralar Tokat Müzesinde sergilenmektedir.


BOLDACI


ilçenin güneyinde bulunan Boldacı Köyü, Kızılca, Kozdere, Alıçözü köyleri ve Yalınyazı Kasabası ile komşudur. İlçeye 40 km uzaklıkta olan köyün "Köklüyol" ve "Sarılar" isimli yaylaları vardır. İsminin nereden geldiği bilinmemekle beraber, köyde dua edenlerin çok olmasından dolayı buraya Bolduacı dendiği, bu kelimenin zamanla Boldacı'ya dönüştüğü sanılmaktadır. Kim tarafından kurulduğu bilinmeyen köye Veli İl isimli ailenin ilk yerleşenler olduğu söylenmektedir. 160 haneden ibaret olan köyde, 10.000 dekar arazisinin 6000 dekarı sulu, kalanı kıraç arazi olup, şeker pancarı, ayçiçeği, soğan, tahıl ve yöre ürünleri yetiştirilmektedir. 900 büyükbaş, 500 küçükbaş hayvan bulunan köyde yaylacılık geleneği sürmektedir. 1945 yılından beri eğitim-öğretimin sürdürüldüğü köye, 1968 yılında 4 derslikli ve 4 lojmanı bulunan yeni bir okul yapılmıştır. Okulunda 156 öğrenci bulunan köyde okur-yazar oranı %80'dir. Camii, okulu, elektriği, otomatik telefonu ve sağlıkevi mevcut olan köyde içme suyu şebeke sistemlidir. Camii yanında köy halkının ve çevre köylerin ziyaret ettiği ve "Yedi Mezar"m bulunduğu bir türbe vardır. Efsaneye göre köyü basan eşkiyalar köylünün yiyecek, hayvan ve para gibi kıymetli eşyalarını yağmalarlar.Eşkiyalar köyden giderlerken şimdiki türbenin bulunduğu taraftan havada uçarak gelen kazma kürek gibi aletler, eşkiyaya saldırır. Eşkiyalar ganimetleri bırakarak kaçarlar. Yardıma gelen ve görülmeyen bu kazma ve küreklerin türbedeki ermişler olduğuna inanılır. Köyde kız çocuklarına ençok "Urguç" ismi verilir. Zaman zaman kız kaçırma olaylarının olduğu köyde resmi olmayan iki kadınla evli erkeklere rastlanılmaktadır.


BÜYÜKAKÖZ


ilçenin batısında bir tepe üstünde bulunan Büyükaköz Köyü, Alihoca, Şeyhköy, Kü-çükaköz ve Çekerek ilçesinin Kırkdilim köyleri ile komşudur. İlçeye uzaklığı 40 km. olan köyün rakımı 800 metredir. Köye ilk yerleşenlerin Küpeliler ailesi olduğu söylenmektedir. 1990 nüfus sayımına göre 29 haneden ibaret olan köyde 209 kişi yaşamaktadır. Geliri tarım ve hayvancılığa dayalı olan köyde arazinin kıraç olması nedeniyle, köyden kente büyük bir göç olayı yaşanmaktadır. 500 küçükbaş, 200 büyükbaş hayvan bulunmaktadır. 1962 yılından beri eğitim ve öğretim yapılmakta olan okulun, 2 dersliği ve 2 lojmanı bulunmakta olup, halen kayıtlı 29 öğrencisi vardır. Okuma-yazma oranı % 85'dir. Halk Eğitim Merkezi tarafından halıcılık kursu açılan köyde camii inşaat halindedir. 1984 yılında elektriğe kavuşan Büyükaköz Köyünde otomatik telefon, 5 traktör, 23 tv. bulunmaktadır. Halk içme suyu ihtiyacını bir çeşmeden temin etmektedir. Köylüler arasında karın çok yağması ürünün bol olacağının işareti, baykuşun ise uğursuzluk işareti olduğuna inanılır.


BÜYÜK KARAYÜN
İlçenin batısında bulunan Büyükkarayün köyü, Palanlı, Hacılar, Savcı, Küçük-karayün ve Çokçaaptal köyleri ile komşudur. Ulaşım sorunu bulunmayan ve yolu asfalt olan köyün ilçeye uzaklığı 12 km olup, rakımı 1200 m.dir. Yüksekliğin fazla olması nedeniyle ençok kar yağan ve kışı en soğuk geçen köylerdendir. Halk arasında anlatılan efsaneye göre; köy adını yakınında bulunan ve yedi yılda bir Karahöyük diye bağıran, Karahöyük tepesinden aldığını, diğer bir efsaneye görede yerleşim yerinin yayla olması nedeniyle burada çok sayıda karakoyun beslendiği ve üretilen yünün kara olmasından dolayı köye Kara denildiği rivayet edilir. Köyün bulunduğu yere ilk yerleşenlerin Aydınoğullarından gelen bir ailenin olduğu söylenmektedir. 83 haneden ibaret olan köyde, sulama imkanı olmayan tamamı kıraç arazide arpa, buğday, nohut, mercimek ve fiğ üretilmektedir. Hayvan besiciliği de yapılan köyde gelirin az olması nedeniyle göç olayı görülmektedir. 56 traktör, 30 ilaç makinası, 30 dizkaro ve 60 pulluk vardır. Eğitim-öğretime 1960 yılında başlanan köyde 2 deslikli bir okul ve bir lojman mevcuttur. Halen öğrenci sayısı 34 olup, okuma-yazma oranı % 90'dır. Camii, köy konağı bulunmayan köyde telefon elektrik ve sağlıkevi mevcut olup, içme suyu umumi çeşmelerden sağlanmaktadır. Köy yakınlarında ziyaret-mesire yeri olarak Küçük Çeltek diye bilinen piknik alanı tatil günleri günü birlik tatilcilerin uğrak yeri durumundadır. Halk arasında, burada bulunan ağaçları kesip götürenlerin bir felakete uğrayacağına inanılır. 1990 yılında ilçe Kaymakamlığı ve Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile köy yakınlarındaki bu mesire yeri çevresinde binlerce çam ağacı dikilmiştir. Yörenin ağaçlandırılması çalışmaları sürdürülmektedir.

BÜYÜKKOZLUCA


ilçenin kuzey batısında bulunan Büyükkozluca Köyü, Yalnızköy, Kuzulan, Küçükkoz-luca, Bultu ve Karacaören köyleri ile komşudur, ilçeye uzaklığı 25 km olup, rakım 750 m'dir. Bölgede önceleri çok miktarda ceviz ağacı bulunduğu için ve çevrede cevize Koz denil-me-sinden dolayı buraya Büyükkozluca adı verildiği sanılmaktadır. 300 yıllık bir geçmişi olduğu tahmin edilen köye ilk yerleşenlerin Avcılar diye bilinen bir aile olduğu söylenmektedir. 80 haneden ibaret olan köyde, köyün 6000 dekarı kıraç 2000 dekarı sulanabillir arazisinde buğday, arpa, yulaf, fiğ, nohut, yonca, fasulye yetiştirilmektedir. 1000 büyükbaş, 500 küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Arazisinin büyük bölümünün kıraç olması nedeniyle göç olayı görülen köyde yurt içi ve yurt dışında 200 den fazla kişinin işçi olarak çalıştığı söylenmektedir. 1943 yılında başlanan ve o zamanlar bir eğitmenle üçüncü sınıfa kadar sürdürülen eğitim-öğretim 1955 yılından itibaren beş yıla çıkarılmıştır. Halen kayıtlı öğrenci sayısı 55 olan köyde okur-yazar oranı % 80'dir. 1987 yılında Devlet-Vatandaş işbirliği ile sağlıkevi yapılmıştır. Sağlık personeli olmadığı için tedavi problemi ilçede çözümlenmektedir. Guatr hastalığının yaygın olduğu köyde bedensel ve zihinsel özürlü kişilere de rastlanılmaktadır. Büyükkozluca'da yeni açılan kömür ocağında kömür çıkarma çalışmaları sürdürülmektedir.


BÜYÜKÖZLÜ


İlçenin batısında geniş bir ova üzerinde bulunan Büyüközlü Köyü, Reşadiye, Akçakeçili, Yapalak, Kazıklı ve Koçaş köyleri ile komşudur. Çekerek asfaltı yakınındaki köyün ilçeye uzaklığı 24 km.dir. Çevrede bilinen adı Kağızman'dır. Köy 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşları sırasında Kars bölgesinin Ruslar tarafından işgali üzerine Kağızman ilçesinden göç ederek gelen aileler tarafından kurulmuştur. Kayıtlara göre köyün eski ismi Büyük isa'dır. Kağızman ismi çok kullanılmasına rağmen resmiyete geçmemiştir. Köyün şimdiki ismi Büyüközlü'dür. Köy önceleri İğdir nahiyesine bağlı iken, nahiyenin kaldırılması üzerine Zile'ye bağlanmıştır. 70 haneden ibaret olan köy, geliri tarım ve hayvancılığa dayanır. 3000 dekar kıraç, 2000 dekar sulak arazi de arpa, buğday, mercimek ve şeker pancarı yetiştirilir. Arazinin büyük bölümü Koçaş Göleti ve kuyulardan sulanmaktadır. Köyde 500 büyükbaş, 850 küçükbaş hayvan vardır. Tarım modern usûllerle yapılmaktadır. 1963 yılında eğitim ve öğretime açılan okul 2 derslikli 2 lojmanlıdır. Okulda halen 47 kayıtlı öğrenci vardır. Köyde okuma-yazma oranı %90'dır. Okuma yazma bilmeyen ve KAYNARİ mahlasıyla ün yapan Aşık KADİR Büyüközlü Köyündendir. Camii ve müftülük tarafından açılan bir Kuran kursu olup, köyün sağlık sorunları çevre köylerdeki sağlıkevlerinde ve ilçe merkezinde giderilmeye çalışılmaktadır. Telefon ve elektrik bulunan köyde içme suyu şebeke sistemlidir. Köyde akraba evlilikleri çok yaygındır. Köyün, undan ve bulgurdan yapılan Haşıl ile hamurdan yapılan Hingel yemekleri çok meşhurdur.